Anayasa Mahkemesi'nden icra ve iflas takibi kararı

Anayasa Mahkemesi'nden icra ve iflas takibi kararı

AYM, icra ve iflas takipleri sonuçsuz bırakılan firmaya 350 bin lira tazminat ödenmesine hükmetti.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Afyonkarahisar'da meydana gelen deprem sonrası kurulan kooperatiften alacaklarını alamayan, icra ve iflas takipleri sonuçsuz kalan firmanın başvurusunda, mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verdi ve firmaya 350 bin lira tazminat ödenmesine hükmetti.

Resmi Gazete'de yer alan karara göre, 2002'de Afyonkarahisar'ın Sultandağı ve Çay ilçelerinde meydana gelen depremler sonrası yıkılan ve ağır hasar gören evlerin yeniden yapılması, vatandaşların mağduriyetlerinin giderilmesi adına kooperatif kuruldu.

Doğal afet nedeniyle kurulan kooperatifin, menkul ve gayrimenkul mallarla her türlü hak ve alacakları, para ve para hükmündeki kıymetli evrakları ilgili yasa gereğince devlet malından sayıldı.

İlerleyen süreçte başvurucu firma, kooperatife beton satımına ilişkin alacağının tahsili için icra takibi başlattı. Kooperatifin malları ile hak ve alacakları devlet malı sayıldığı için 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre haczedilemeyeceği gerekçesiyle kooperatif tarafından yapılan haczedilemezlik şikayeti kabul edildi ve hacizler kaldırıldı.

Bunun üzerine firma, başlattığı icra takibini iflas yoluyla takibe dönüştürdü.

Devam eden yargısal süreçte alacağını tahsil edemeyen firma, başlatılan icra ve iflas takiplerinin, "kooperatif mallarının devlet malı sayıldığı" gerekçesiyle sonuçsuz bırakılması ve alacağın başka türlü tahsiline imkan kalmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürdü ve Anayasa Mahkemesine başvuru yaptı.

Dosyayı inceleyen Yüksek Mahkeme, Anayasa'nın 35. maddesinde belirtilen mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verdi ve firmaya 350 bin lira tazminat ödenmesini kararlaştırdı.

Mahkeme ayrıca, yapısal sorunun çözümü için karar örneğinin TBMM'ye de gönderilmesine karar verdi.

"Kararın gerekçesi"

Anayasa Mahkemesinin kararında, Kanun'da devlet mallarının haczedilmesini yasaklayan hükmün amacının, kesintisiz olarak devam etmesi gereken kamu hizmet ve görevinde meydana gelebilecek kesintinin önüne geçmek olduğu ifade edildi.

Bu kapsamda, başvuruya konu kooperatifin mallarının ilgili Kanun kapsamında "haczedilemezlik ayrıcalığı" bulunduğuna işaret edilen kararda, bunun amacının, depremden etkilenen vatandaşların bir an evvel barınma ihtiyaçlarının karşılanması olduğu belirtildi.

"Bedellerinin tahsil edilememesi konutların bitirilmesine engel teşkil eder"

Buna karşı, alacaklıların menfaatlerinin göz ardı edilmemesi gerektiği vurgulanan kararda, şu tespitler yapıldı:

"Bu bağlamda başvurucunun alacağının beton satımına ilişkin olduğu ve bu betonun anılan konutların inşası sırasında kullanılmış olduğu da dikkate alınmalıdır. Konutların inşası nedeniyle yapılmış olan borçların diğer borçlar ile aynı hükümlere tabi tutularak tahsillerinin imkansız hale getirilmesinin 7269 sayılı Kanun'un amacına ve menfaat dengesine uygun düştüğünden söz edilemeyecektir. Aksi takdirde, kooperatiflerin konut yapımı için aldıkları hizmet ve malzeme bedellerinin tahsil edilmesi yönünde ciddi bir tehlikenin bulunduğunun görülmesi halinin, konutların bitirilmesine engel teşkil edeceği açıktır."

Depremde zarar görenlerin konut ihtiyacının karşılanması amacıyla toplumun fedakarlık göstermesi yolunda bazı düzenlemeler yapılmasının sosyal devletin bir gereği olduğuna işaret edilen kararda, "Bu fedakarlığın sadece kooperatiflere inşaat malzemesi satan veya hizmet sunan kişilere yüklenmesi hakkaniyete uygun düşmeyecektir. Dolayısıyla toplumun tamamı tarafından üstlenilmesi gereken bir sorumluluğun kanuni düzenlemeler nedeniyle tek başına başvurucu üzerinde bırakılması başvurucuyu ağır bir yük altına sokmuştur." denildi.

Kaynak:Anadolu Ajansı