Kemal Kılıçdaroğlu: Türk Lirası güneş görmüş kar gibi eriyor

Kemal Kılıçdaroğlu: Türk Lirası güneş görmüş kar gibi eriyor

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu İzmir'de Efes Tarlası Yaşam Köyü açılışına katıldı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Üreten, çalışan, alın teri döken, ihracat yapan, döviz kazandıran, hakça paylaşan, hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği güzel ve görkemli Türkiye'yi yeniden inşa edeceğiz" dedi. 

​CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Selçuk Belediyesi’nin projelerinden biri olan Efes Tarlası Yaşam Köyü'nün açılış töreni için İzmir'e geldi. Törene Kılıçdaroğlu'nun yanı sıra CHP İzmir milletvekilleri Tacettin Bayır, Kani Beko, CHP Genel Başkan Yardımcısı Ali Öztunç, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel, CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, ilçe belediye başkanları ve çok sayıda siyasetçi ile birlikte vatandaşlar katıldı. Üretici pazarının açılışı, halk oyunları gösterisi ve kent orkestrası dinletisinin ardından projenin kısa tanıtım filmi izletildi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu törende yaptığı konuşmada, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir aile şirketi gibi yönetildiğini, adalet, bilgi ve erdem ile yönetime ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Bu sayede Türkiye’nin büyütüleceğini belirten Kılıçdaroğlu, Türk Lirası’nın hızla değer kaybettiğini belirterek, "Avrupa’nın bütün ülkeleri, 83 milyonu kim doyuracak, diye bekliyor. Samanı, nohudu, mercimeği, canlı hayvanı ve eti kim verecek diye bekliyor. Biz dünyanın parasını ödüyoruz batının egemen güçlerine. Şu soruyu unutmayın, Konya’dan küçük Hollanda’nın yılık tarım ürünü ihracatı 185 milyar dolar. Devasa Türkiye Cumhuriyeti devletinin tarım ürünü ihracatı ise 18- 20 milyar dolar. Bizim Hollanda’dan neyimiz eksik? Toprak, insan, güneş daha fazla. Dağlar daha fazla. Neyimiz eksik? Bizler bütün bunları düşünerek karar vermeliyiz. Seçim istiyoruz, çünkü vatandaşların daha ağır bir yükle karşı karşıya kalmalarını istemiyoruz. Türk Lirası güneş görmüş kar gibi eriyor. Bu tabloyu düşünmemiz lazım. Geleceğimizi düşünmemiz lazım. Bizler üretebiliriz. Gençler emin olun taşı sıksa suyunu çıkarır. Umudunu, geleceğini, dışarda aradıklarını söylüyorlar. Neden, Türkiye kötü yönetildiği için. Daha iyi bir geleceği demokrasi gelişmiş bir ülkede yakalayabilirim diye gidiyor. Orada bana iş imkanı sağlarlar diye düşünüyorlar. Umutsuzluğa kapılmayın, bunların tamamını çözeceğiz. Elimiz mahkum yapacağız. Halkımızla beraber kadını, erkeği, yaşlısı, genci ile beraber yapacağız" dedi.

"Türkiye’yi aydınlığa çıkaracağız" diyen Kılıçdaroğlu, sözlerine şöyle devam etti:

"Aklımızı kullanmak zorundayız. Allah’ın verdiği en değerli hazine akıldır. Dün bir televizyon programına katılan Sayın Erdoğan, şöyle bir cümle kullanıyor: 'Merkez Bankası’nın parasının nereye gittiği sorulur mu?' Soruyoruz ya 128 milyar dolar nereye gitti diye. Dünyanın bütün ülkelerinde bu sorulur. Sorulmazsa insanların ağzına bant çekilmiş demektir, demokrasi yok demektir. Soru sormayacaksın da tüyü bitmemiş yetimin hakkını ne zaman savunacaksın o zaman. Hepsini çözeceğiz. Hiç endişe etmeyin. Benim sizden isteğim sabırlı olun. Taşkınlık yapabilirler. Baskı yapabilirler. Yerlerde gençlerimizi sürükleyebilirler. Ama hepimiz sabırlı ve dikkatli olacağız. Sandık gelecek. Bugün ya da yarın demokratik yollarla dikta yönetimine son vereceğiz. Bu başarı hepimizin başarısıdır. Dünya siyaset tarihine de bir armağan olacak.   Dünya siyaset tarihine bir örnek olarak geçecektir. Baskı yapılıyor, şiddet yapılıyor, bilgilendirme yok, vatandaş soru soramıyor. Yapacağımız sandığı beklemek. Belediye başkanlarımız seçildiğinde, sakın bunlara oy vermeyin, gelirlerse yardımları keserler, deniyordu. Hatta Ankara Büyükşehir Belediyesi seçimleri için, 'su faturalarını teröristler düzenleyecek bundan sonra' diyerek o kadar ileri gittiler. Ben bu halkın sağ duyusuna güveniyorum. Ankara’yı, İstanbul’u, Adana’yı, Mersin’i, Antalya’yı halkın oylarıyla aldık."

CHP’Lİ BELEDİYELERDE SOSYAL YARDIMLAR KESİLMEDİ

CHP’li yerel yönetimlerin pandemi döneminde övgüye değer bir çalışma sergilediğini kaydeden Kılıçdaroğlu, "Bizim belediye başkanlarımız pandemi döneminde tarih yazıyorlar. Oturup kalkıp CHP’li belediyelere dua etsinler. 5 maskeyi bile dağıtamadılar. Bütün belediyelerimiz günün 24 saati çalıştı. Biz cebimize değil, halkın cebi para görsün diye çalışırız. Sadece kendi çocuğumuz için değil, bu ülkede hiçbir çocuğun yatağa aç girmeyeceği bir Türkiye için çalışırız. Kendimizi de halka yeri geldiğinde feda etmesini biliriz. Sen yanmazsan ben yanmazsam nasıl çıkacak karanlıklar aydınlığa. Mücadele mücadele. Baskı baskı. Şikayet etmeyeceksiniz. Göreviniz o engeli aşmak halkla kucaklaşmak. Sosyal yardımlar hiç kesilmedi" diye konuştu.

CHP’li belediyelerin asgari ücret ödemelerini 3 bin 100 lira üzerinden yaptığını belirten Kılıçdaroğlu, "Saray bir ülkeyi yönetiyor. Asgari ücret 2 bin 800 lira civarında. Bizim belediyelerimizde 3 bin 100 lira. Onların veremediğini biz veriyoruz. Bütün engellemelere rağmen veriyoruz. Çalışırsanız olur. Yolsuzluk yapılmazsa olur. Türkiye zengin bir ülke. Size sözüm sözdür. Her evde huzur olacak, bereket olacak. Bu topraklarda hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek. Hiçbir aile ben yoksulum demeyecek. Aile destekleri sigortasını getireceğiz. Her aileye asgari gelir güvencesi sağlanacak. 21. yüzyılda insanlar görevini yapamıyor, borç batağında ve intihar ediyor. Bu Türkiye’nin ayıbı değil mi, Türkiye’yi bu ayıplardan kurtaracağız. Birlikte yapacağız. Bereketli topraklarımız var. Ziraat Bankası’nı çiftçiye hizmet eden banka haline getireceğiz. Halk Bankası’nı esnafa hizmet eder hale getireceğiz. Adı Ziraat Bankası gidiyorsun çiftçiye para vermiyor. Tarım Kredi Kooperatifleri tamamen değişecek. İktidara geldiğimizde 1 yıl içinde çiftçinin aldığı kredilerin faizlerini sileceğiz. Elin oğlunun faizini siliyorsun, neden çiftçininkini silmiyorsun? Çünkü o üretiyor. Öbürü dolarla borç veriyor. Dolar yükseldikçe o kazanıyor, zarar eden kim çiftçi. Zarar eden kim esnaf, sanayici, kobici. Türkiye bunu kaldıramadığı için biz bu düzene son vereceğiz. Rahmetli Ecevit’in dediği gibi, ne ezen ne ezilen insanca, hakça bir düzen kuracağız. Komşusu açken tok yatan benden değildir, diyorsa sevgili peygamberimiz. İnancımızın da gereğini yapacağız. Komşumuz açken biz o akşam uyumayacağız. Devleti yönetenler uyumayacak. Komşusu aç, bırakın komşusunu Türkiye’nin neredeyse yarısı aç, yarısı yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Saraydakiler sefahat içinde. Olmaz. Biri yer biri bakar kıyamet ondan kopar. Benim isteğim. Bana güvenin" dedi.

ÜRETMEK DEĞERLİDİR

Vatandaşlardan kendisine güvenmelerini isteyen Kılıçdaroğlu, devletin güç kazanması için ellerinden geleni yapacaklarını ifade ederek, "Kamu görevlileri devletin görevini yapacak. Siyasi partinin memuru olmaz. Siyasi partinin polisi, subayı olmaz. Bunlar devletindir. Devleti güçlendirmemiz lazım, saygın kılmamız lazım. Devlet ne zaman güçlü olur, ürettiği zaman ihraç ettiği zaman güçlü olur, dünyada ses getirir. Rehberimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Bu sıkıntıları aşmasını biliyoruz" diye konuştu.

Atatürkçülüğün özgürlük ve bağımsızlık ile karakterize edildiğini dile getiren Kemal Kılıçdaroğlu, "Bayrağımın altında özgür yaşarım, hiçbir egemenliği kabul etmem. Egemenlik milletindir. İkincisi ekonomik bağımsızlıktır. Savaş meydanlarında kazanılan zaferler ekonomik zaferlerle taçlandırılmadıkça bağımsızlığınız tehlikeye girer. Bir ülkenin ekonomik bağımsızlığı olmazsa asla siyasi bağımsızlığı sürekli olmaz. Türkiye Londra’daki bir avuç tefeciye hizmet eder hale getirilmişse ekonomik bağımsızlığı tehlikededir. Bu gerçekleri biliyoruz. Mustafa Kemal Atatürk, neden cumhuriyeti kurduktan sonra Osmanlının borçlarını son kuruşuna kadar ödemiştir. Kimse bize bir laf etmesin diye. Osmanlının kaçırdığı sanayi devrimini yakalamıştır. 1920’li yıllarda Malatya’da bir basma fabrikası ne anlama geliyor acaba gençler bunu düşündü mü? Malatya’da veya Nazilli’de Sümerbank’ın kurulması ne anlama geliyor? İlk kez o kente mühendis gidiyor. İlk kez oralarda işçi sınıfı doğuyor. İlk kez fabrikalara gidip çalışan ve düzenli aylık alan bir sınıf çıkıyor ortaya. Fabrikaların bahçelerinde havuzlar var, okullar var, usta çırak ilişkisi içinde yeni insanlar yetişiyor. Üretmek değerlidir. Üretmek her alanda üretmek demektir. Fabrikada, sanatta, kültürde üreteceksiniz. Üretim sihirli bir sözcüktür. Ama bağımsız olmayan bir ülkenin üretim damarları kesilmiş demektir. Başkaları sizi besler. Alın teri dökersiniz onlar kullanırlar. Siyasi bağımsızlığımızı ekonomik bağımsızlıkla perçinlemek zorundayız" dedi.

Konuşmasında tarımsal üretime önem verilmesi gerektiğinin de altını çizen Kılıçdaroğlu, ihracat politikalarını eleştirerek şöyle devam etti:

"Mercimek üretemiyor muyuz bu ülkede? Yozgat’ın kokulu mercimeğini bilmeyen mi var. Fasulye mi üretemiyoruz. Canlı hayvan mı et mi üretemiyoruz. Tarımı desteklediğimiz andan itibaren bizim çiftçimiz bütün Orta Doğu’yu, Avrupa’yı besler. Üretim fazlası olur, olsun. Gönderirsin Filistin’e Afrika’nın yoksul devletlerine. Türkiye’nin itibarı artar. Bedava gönderiyorum dersiniz. Nohudu mısırı fasulyeyi canlı hayvanı gönderiyorum. Türkiye’nin itibarı artar. Bunu yapacağız. Allah’ın izniyle iktidara geldiğimizde her köyde tarım yapılıyorsa o köye, mutlaka bir ziraat mühendis görevlendirilecek. Hayvancılık yapılıyorsa veteriner görevlendirilecek. Dışarıda bir sürü işsiz var. Görevlendirsene. Dışarıda işsiz var çalışmak istiyor, tarlalar var üretmek istiyor. Çiftçi yararlanmak istiyor ama herkesin eli kolu bağlı. Siyaset buna izin vermiyor. Üreten, çalışan, alın teri döken, ihracat yapan, döviz kazandıran, hakça paylaşan, hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği güzel ve görkemli Türkiye’yi yeniden inşa edeceğiz. Bu umutlarla hepinize saygılar sunuyorum."

BAŞKA BİR TARIM MÜMKÜN

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı CHP’li Tunç Soyer ise projenin İzmir tarımı politikalarına güç kazandıracağını söyleyerek üretim yapmanın ve toprakların sunduğu nimetlere sahip çıkmanın önemine dikkat çekti. 16 yılda 3 milyon 500 bin hektar arazinin tarım dışına çıktığını ifade eden Soyer, bu rakamın son 30 yıl için 5 milyon hektar araziye ulaştığını kaydetti. Buğday ekim alanı olan 3 milyon hektarın yok olmasının, buğday ve saman ithalatının temel sebebi olduğunu belirten Soyer, "İzmir tarımını yoksullukla mücadeleyi de amaçlıyor. Biz tarımı, sadece tarlada başlayıp tarlada biten bir faaliyet olarak görmüyoruz. İzmir Tarımı ile bunun çok ötesine geçiyoruz. Lojistiği, paketlenmesi, ürünlerin işlenmesi, markalaşması, satışı, ihracatı, Ar-Ge ve eğitim faaliyetleri ile tarım sektörünün tüm ayaklarını bir bütün olarak destekliyoruz. Başka Bir Tarım Mümkün vizyonumuz ve İzmir Tarımı; köylümüzün alın terine sahip çıkmak, kuraklık ve yoksullukla mücadele etmek, adil ve doğaya saygılı bir üretim yaparak işsizlik, enflasyon ve adaletsizliği sona erdirmek, hakça paylaşmak, sağlıklı, güvenilir ve ucuz gıdaya erişimi sağlamak gibi pek çok yönüyle İzmir’den başlayarak ülkemize yaygınlaştırmayı hedeflediğimiz politikalar bütünüdür. Bugün burada açılan Selçuk Efes Tarlası Yaşam Köyü’nün de, bu vizyonumuz ve politikalarımıza çok önemli katkılar sunacağına yürekten inanıyorum" dedi.

Törene ev sahipliği yapan Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel de Selçuk’ta ilk defa kadın bir belediye başkanına inanan vatandaşların ve belediye çalışanlarının emeğiyle yepyeni bir projeyi hayata geçirdiklerini belirtti. Sengel, "Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, verimli, modern ve uygulama alanlarının olduğu tarım merkezlerini kurmak gerekir, sözünden hareketle yepyeni bir yaşamı filizlendirmek istedik. Adaylık sürecinde bu projelerden bahsetmiştik. İnsana değer katacak geleceğe yatırım yapacak çalışmalar yürütüyoruz. Atatürk’ün Cumhuriyet köyleri ve köy enstitülerinden esinlenerek hayata geçirdiğimiz, tarım ve toprağa ait eğitimlerin verileceği toprak okulu ile toprağımızı gelecek nesillere emanet ediyoruz. Yerel tohumları fide haline getirerek ürünlere alım garantisi veriyoruz. Üreticiler burada ücretsiz toprak analizi yaptıracak. Çiftçiler topraktan alacağı ürünün katma değerini artıracak. Biz belediye olarak çevre atıklarını kompost gübreye çeviriyor ve üreticilere dağıtıyoruz. Bizler diyoruz ki yaşam toprakta filizlenir" diye konuştu.

Konuşmaların ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Atatürk Anıtı önünde nar kırma geleneğini gerçekleştirdi. Alanı gezerek seradan çilek yiyen Kılıçdaroğlu, basın mensuplarına da ikramda bulunarak kadın üreticilerle sohbet etti.

Kaynak:Demirören Haber Ajansı