Varisler şiddetine göre 3 gruba ayrılıyor

Varisler şiddetine göre 3 gruba ayrılıyor

Varis, toplumun büyük bir bölümünde görülen en yaygın hastalıklar arasında yer alıyor.

Halk arasında yanlış bir inanışla sadece kozmetik bir sorun olarak algılanıyor olsa da, ileri derece varisler riskli bir hastalık haline gelebiliyor. Tedavi seçeneği ise varislerin şiddetine bağlı olarak değişkenlik gösteriyor. Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Aşkın Ali Korkmaz, varis hastalığında tedavi seçenekleri hakkında önemli bilgiler verdi.

Varis toplardamarların içindeki kapakçık sisteminin bozulmasına bağlı, normalde yukarı doğru gitmesi gereken kanın aşağı kaçarak yüzeyel damarlarda farklı çap ve görüntüde toplardamar oluşumlarına yol açmasıdır. Varis, bilinenin aksine sadece bacaklarda görülmez. Örneğin hemoroid de bir tür varistir çünkü bir toplardamar genişlemesidir. Aynı şekilde erkeklerde testislerde görülen varikosel bir toplardamar genişlemesidir. Yemek borusunun çevresinde özofagus varisleri görülebilmektedir. Bunların hepsi birer varis türüdür. Ancak varis hastalığı dendiğinde bunlar değil bacaklarda oluşan toplardamar genişlemeleri kastedilmektedir.

Varisler şiddetine göre 3 gruba ayrılıyor

Bacakta görülen varisler değişik çapta ve görüntüde olabilmektedir. Eğer 1-2 mm kalınlığında ise bunlara “telenjektazik varisler” adı verilmektedir. Bazen yüzümüzde de kırmızımsı, ince damarlar şeklinde görülebilmektedir. Vücudun değişik yerlerinde çıkabilmektedir.

Eğer varislerin çapı 3-4 mm’ye ulaştıysa “retiküler varis” adı verilmektedir. Bunlar da cilt altında ciltten çok kabarık olmayan mavimsi damarlar şeklindedir. Tek başına ya da örümcek ağı tarzında olabilir.

Daha ileri varisler ise yaklaşık serçe parmak kalınlığında, ciltte dışa doğru kabarmaya başlamış, “pake” adı verilen solucanvari görüntülere sahip büyük varislerdir. Genelde diz altında olabildiği gibi düz üstünde de yüzeyel toplardamar sisteminin farklı yerlerinde çıkabilmektedir.

Huzursuz bacak sendromuyla karıştırılıyor

Toplardamar kanının bacaklarda birikmesine bağlı olarak özellikle akşamları diz altında hissedilen dolgunluk, şişkinlik, ağrı gibi şikayetler oluşturmaktadır. Çok ileri evrede de gece kramplarıyla hastaları uyandırmaktadır. Variste de hastalarda ayağını sabit tutamama, sürekli yukarı kaldırma hissi olduğu için bu rahatsızlık huzursuz bacak sendromuyla karıştırılmaktadır. Hastalar varisten dolayı bacaklarında hissettikleri rahatsızlıkları huzursuz bacak sendromu sanarak sağlık kuruluşlularına başvurabilmektedir.

İnce ve yüzeyel varisler pratik bir şekilde tedavi edilebiliyor

Tedavi yöntemi varislerin çapına göre değişmektedir. Telenjektazik varisler yani ince kılcal varisler genelde ciddi ağrı, dolgunluk, huzursuzluk hissine neden olmaz. Genelde kozmetik bir problemdir. Hızlı kilo alımı, hamilelik, doğum sonrası sık görülebilir. Tedavisi “skleroterapi” adı verilen yöntemdir. Damarların içine damar duvarında reaksiyon oluşturan ilaç kılcal iğnelerle enjekte edilmektedir. Telenjektazik varislerde bazen iğne ile girilemeyecek kadar küçük oluşumlar varsa ve bu durum hastayı kozmetik olarak rahatsız ediyorsa dermatoloji uzmanı tarafından yüzeyel lazer tedavileri yapılabilmektedir.

Orta şiddette şikayetler başlıyor

3-4 mm’lik orta şiddette, mavimsi, çok kabarık olmayan retiküler varislerde hastalarda şikayetler oluşmaya başlamaktadır. Ağrı, dolgunluk ve huzursuzluk hissi görülmektedir. Ancak gece krampları bu hastalarda çok fazla olmaz. Özellikle akşama doğru ayağı yüksek bir yere uzatma isteği yaşanır.

Damarda kaçak varsa “endovenöz lazer” gerekiyor

Retiküler varisler oluşmaya başladığında hastalarda yüzeyel damarlarda ciddi kaçaklar olabilmektedir.  Bu nedenle öncelikle mutlaka venöz doppler ultrason yapılmaktadır. Ayak bileğinin iç yüzünden başlayarak kasığa kadar giden büyük safen damarında ya da ayak bileğinin dış kenarından başlayarak diz çukuruna kadar giden küçük safen damarında kaçaklar oluşabilmektedir. Ya da yüzeyel sistemle derin toplardamar sistemini birleştirici perforan damar kaçakları olabilmektedir. Doppler ile bu problemlerin olup olmadığı kontrol edilir. Eğer kaçak varsa “endovenöz lazer” işlemi yapılmaktadır. Ancak kaçak yoksa köpük skleroterapi uygulanmaktadır. Köpük skleroterapide normalde skleroterapide kullanılan ilacın hava ile karıştırılıp daha az ilaçla daha fazla yüzeye ulaşılması amaçlanır. Beyaz bir köpük elde edilerek damar içine enjekte edilmektedir.

Büyük varislerde cerrahi gerekiyor

Daha büyük varislerin tedavisi ise cerrahidir. Doppler sonucu ana damarda kaçaklar mevcutsa ve pakeler görünür hale geldiyse bu varisler küçük kesilerle temizlenmektedir. Bu işleme “miniflebektomi” adı verilmektedir. Bu yöntemde dikiş atılmaz. Damar yerinin ultrason ile tespit edilmesinin ardından ana damardaki kaçak, endovenöz lazer tedavisiyle bir iğne deliğinden girilerek özel bir kataterin damar boyunca yollanarak damarı lazer yad a radyofrekans ışınlarıyla bazen de glue ya da zamk tedavisi adı verilen yöntemle yapıştırarak tedavi edilmektedir. Bu işlemler ameliyathane ortamında gerçekleşmektedir. Damarın çapına göre uygulanacak tedavi yöntemi değişmektedir.

Varis tedavisinin en önemli parçası basınç çorapları

Bütün hastalarda varis tedavisinin önemli bir parçası da uygun basınçlı basınç çorabı giyilmesidir. Varisin şiddetine göre değişen basınçlarda çoraplardır. Bazen sadece telenjektazik varisleri olan hastalarda, ana damarlarda kaçak olmayan sadece kozmetik işlem gerektiren hastalarda ya da mesleki olarak risk faktörü taşıyan hastalarda mutlaka günlük hayatta koruyucu çoraplar tercih edilmelidir. Varis çorabı varis tedavisinin çok önemli bir parçasıdır. Önemli olan ayak bileğindeki basıncı düşürerek kanın yukarı dönüşünü kolaylaştırmaktır.

Kaynak:Haber Merkezi